Yalanı samimi olarak itiraf etmek Allah'a sadakati gösterir
Daha önce de söz edildiği gibi yalancılık şeytana sadakati gösterir. Dürüstlük veya yalanı samimi olarak itiraf ederek doğruyu söylemek ise insanın Allah'a olan itaatini gösterir. İnsan, bir hata yaparak bir an şeytana uyup yanlış bir söz söylemiş olabilir. Ancak hemen ardından hatasını anlayarak, yalanını itiraf ettiğinde, şeytanın üzerindeki etkisini kırmış, ona bağlılık göstermeyerek, Allah'a olan bağlılığını ve Allah'tan korkup sakındığını göstermiş olur.
Mümin, çıkarı zedelense dahi kesinlikle dürüst olmalı, boş bulunup bir an için yanlış bir söz söylese dahi mutlaka hemen ardından doğruları açıklamalıdır. Allah bir ayetinde insanın aleyhinde dahi olsa doğruları söylemesini emretmektedir:
Bir insanın yalanını veya bir başka günahını itiraf ederek, Allah'tan bağışlanma dilemesi ve bu günaha bir daha girmemek üzere tevbe ederek söz vermesi, ona çok fazla güzellik ve nimet kazandırır. Herşeyden önce mümin Allah'ın sevgisini ve rahmetini kazanmak için bunu yapmakla yükümlüdür. Ayrıca insanın böyle bir itirafta bulunarak, hatasını düzeltmesi onun kibirini kırar ve ona tevazu getirir.
Allah Kuran'ın birçok ayetinde işlediği suçtan sonra, hatasını fark ederek Allah'a yönelen ve tevbe eden müminlerin örneklerini verir. Bu, mümin için bir güzellik ve Allah'ın rahmetini, cennetini ve rızasına kazanmaya bir vesiledir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
Suçunu itiraf ederek tevbe eden bir insanın üzerinden şeytanın etkisi kalkmış, bu kişi Allah'ın yoluna uymuş demektir. Allah Kuran'da bazı insanların Allah'a bazılarının ise şeytana kulluk ettiklerini şöyle bildirmektedir:
Oysa şeytanın insanlar üzerinde çok zayıf bir etkisi vardır. Şeytan sadece yalanlar söyler, insanları aldatmak için hikayeler fısıldar. Ancak hiçbir zaman insanlar üzerinde zorlayıcı bir etkisi olmaz. Ne var ki, çıkarlarına ve dünyaya düşkün, kibirli insanlar hemen şeytanın telkinlerinden etkilenirler. Müminler ise Allah'a olan sevgi ve bağlılıklarından dolayı, şeytanın etkisine girmezler. Şeytan onları kısa süreli etkilese bile hemen Allah'ı düşünerek doğruları görürler. Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi:
Allah'tan korkup sakınan bir insan, çıkarları ne kadar zedelenirse zedelensin, Allah'ın razı olmayacağı bir şeyi asla yapmaz. Her davranışında tek ölçüsü Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmaktır. Kibirli, nefsine düşkün, hep tutkularının peşinde koşan bir insan ise, hemen günaha girebilir.
Allah bir ayetinde bu iki farklı özelliğe sahip olan insanları şöyle karşılaştırmaktadır:
Bu ayetlerde bildirilen söz konusu insanlardan kibirli olan, nefsi için kolaylıkla yalan söyleyebilir. Allah'ın rızası için nefsini satan ise, çıkarları ne kadar zedelenirse zedelensin, asla yalan söylemez.
İslam alimlerinden Mehmed Zahid Kotku, müminlerin neden yalana tenezzül etmediklerini açıklayarak, yalancının uğrayacağı sonu şöyle hatırlatır:
... Şu halde yalan, kendi menfaatini, çıkarını cemiyetin aleyhinde kullanmak oluyor ki bu da, ancak şuurunu kaybetmiş, akılsız, ahmak, budala hatta dinsiz veya dini bilmeyen serserilerin olsa gerek. Kendini bilen insan hiçbir zaman yalana tenezzül ve iltifat etmez ve bilir ki, yalan bir yüz karasıdır; er veya geç meydana çıkacaktır. Bir Müslüman ise çok nezih ve kibardır. Kendisine bir leke gelmesini katiyyen istemez. Bunun için yalana yaklaşmaz ve bilir ki, yalan münafıklık alametidir. Allah sübhanehu ve teala Hazretleri yalan söyleyeni katiyyen sevmez. Allah-u Celle ve ala'nın sevmediğini elbette Resullullah Efendimiz de sevmez. Allah-u celle ve ala'nın ve onun Resulü'nün sevmediğini, tabii insanların da, meleklerin de sevmesine imkan yoktur.
Şu halde, yalancı; herkesin menfuru, mezmum, ahlaksız, seviyesiz ve kıymetsiz bir kimse demektir. Dünyada da, ahirette de hali haraptır. Sonra yalan, mert kişilerin değil, adi ve daha doğrusu alçak kişilerin işidir. Mert insan, Müslüman olsun de sonra işine gelmediği vakit yalan söylesin, hiç olacak şey değildir. Onun için Müslüman her zaman mert ve dürüsttür. Yalana katiyyen tenezzül etmez. 14
Mehmed Zahid Kotku, doğruluktan ayrılmamak gerektiğini de şu sözleri ile müminlere tavsiye etmiştir:
"Doğruluğu arayınız. Her ne kadar onda tehlike varsa da muhakkak necat yine doğruluktadır. Doğrulukta izzet vardır, doğruluktan ayrılma. Yalan mezmum bir ahlaktır. Ondan sakın. Dünyada doğruluk kadar iyi bir şey yoktur. Allah ve insanlar yanında da yalandan fena bir şey yoktur." 15
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder